MUS’AB BİN UMEYR - 3. BÖLÜM
Kararın Ardından Gelen Sınav
Efsun başlığı okuduğunda kaşlarını hafifçe çattı.
“Bir kararın ardından gelen sınav…”
Kendi kendine mırıldandı;
“Garip, insan bir konuda kararı verdikten sonra işler daha da kolaylaşmaz mı? Hani insan neyi istediğini bildiğinde, hayat o konuda önünü açmaz mı? Öyle olması gerekmez miydi?”
Sayfayı kaydırmadan bir süre düşündü.
“Demek ki Mus’ab’ın hayatında öyle olmamış,” dedi yavaşça.
Belki de en doğru kararlar, en büyük bedelleri getiriyordu.
O karardan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Mus’ab artık sık sık Erkam’ın evine gidiyor, Hz. Muhammed’in anlattıklarını dinliyor, İslam’ı daha derinden öğreniyordu.
Çok sevdiği at yarışlarını, gösterişli davetleri, eski arkadaş çevresini geride bırakmıştı.
Hal ve hareketleri değişmişti. Ve bu değişim, annesinin dikkatinden kaçmamıştı.
Mus’ab’ın son davranışlarından şüphelenen annesi, onu takip etmesi için kölesine emir verdi.
Ve böylece Mus’ab’ın Müslüman olduğunu öğrendi.
Gerçeği öğrendiğinde önce onu ikna etmeye çalıştı.
Ama Mus’ab kararından dönmedi.
Bunun üzerine ailesi baskıya başvurdu.
Önce tüm maddi imkânları elinden alındı.
Ardından şu teklif sunuldu:
“Ya malın ya Muhammed.”
Mus’ab hiç düşünmeden Muhammed’i seçti.
Bunun üzerine onu Hz. Muhammed’in yanına gitmesine engel olmak için eve hapsettiler.
Aç ve susuz bıraktılar, kırbaçla işkence ettiler.
Ancak Mus’ab, fiziksel işkencelere rağmen İslam’dan vazgeçmedi.
Mus’ab, maldan, şöhretten, konfordan vazgeçerek;
kazananların en güzel örneği oldu.
Mekkelilerin gözünde o artık bir kaybedendi.
Ailesinin öfkesini üzerine çekmiş, lüksü elinin tersiyle itmişti.
Ama Mus’ab’ın kazandığı şey, kaybettiklerinden çok daha büyüktü.
Çünkü vazgeçebilen bir insan, özgürlüğü ve gerçek değeri keşfedendi.
Mus'ab bin Umeyr, lüks içinde doğmuştu ama şimdi sabır içinde yeniden doğuyordu.
Annesinin ısrarlarına uyarak İslam’dan vazgeçmedi.
Ama annesi için dua etmekten de vazgeçmedi.
Habeşistan’dan döndükten sonra annesinin ziyaretine gitti ve ona yine hoşgörüyle davrandı.
Sırada Mus’ab’ı yeni bir görev bekliyordu.
Yesrib’e gidecek ve İslam’ı orada tebliğ etmek için çabalayacaktı.
Yesrib’te nasıl bir rol üstlendi? Ve orada nasıl bir lakabı hak etti?
Efsun, ekranı kaydırmadan bir süre öylece kaldı.
Mus’ab’ın tüm bu lüksü, şöhreti, rahatlığı terk edişi zihninde yankılanıyordu.
“Ben olsam yapabilir miydim?” diye düşündü.
Bir an için kendi hayatına döndü;
Vazgeçemedikleri, bağlandıkları, “olmazsa yapamam” dedikleri…
Mus’ab, sadece inandığı şey uğruna konfor alanını bırakmıştı.
Efsun, o an Mus’ab’ın gerçekte kazanan olduğunu fark etti.
Gerçek özgürlük, belki de sahip olduklarında değil, bırakabildiklerinde gizliydi.
Bu düşünce, Efsun’un içinde sessizce yer etti.
Efsun, merakla okumaya devam etti.
&
Deneyimsel Tasarım Öğretisi insanın mutlu, başarılı olması ve doyumlu ilişkiler yaşaması için tutarlı, faydalı, uygulanabilir ve anlaşılır bilgiler sunar.
&
Sık sık düşünürüm Asr-ı saadette yaşasaydım acaba nasıl davranırım? Neleri göze alabilir nelerden vazgeçebilirim? Atalarımız dinini elimin tersiyle itebilirmiydim?
YanıtlaSilKaleminize sağlık
YanıtlaSilİnsan nasıl kazanır, kaybediyor gibi göründüğünüz anlara yeniden bakmak gerek;)
YanıtlaSilAsıl zenginlik neydi? Muhtemelen gözle görülemeyen birsey... bir duruş, güc ve merhamet, kararlılık, ümit...
YanıtlaSilNadir kişilerin gözle de gördügü bu haller aslında...
Anne babalar çocuklarını kendinden uzaklaşırken görünce hep kötü olacağını düşünüyor. Bu çoğunlukla dominant kişilikteki tepki oluyor. Burada onları kırmadan tepkiselleşmeden verilen netlik ve cesaret bizi ve onları kurtaran şey oluyor sanırım. Öbür türlüsü çocukta da hep ben bir yerde hata mınyapıyorum acaba dıygusuyla süre gelen kararsızlıklara doğru gidiyor sanki.
YanıtlaSilMusab Bin Umeyr nasıl da ışık oldu bize... Peygamberimiz de sahabesi için: "Onlar gökteki yıldızlar gibiydi… Hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz!” buyurmuş.
Guzel bir nokta.. cocugun yoneldigi yere bakmak lazim, iyi bir yere dogru adim atiyorsa desteklemek gerekir ama yol ustunde karsilasabilecegi sıkıntılari da anlatmak onu hazirlamak... Tabii bunun icin ebeveynin egosunu bir kenara birakmasi, hem guclu ve net hem de merhametli olmasi gerekiyor, yani bilinc acikligi, sabir ve hayatinin toplaminda yeterince emek..
SilIyi ki Deneyimsel Ogreti var, iyi ki surekli acip genisletebilecegimiz bir bilincimiz var...
Konfor alanından çıkamamak, en büyük bağımlılıklarımızı gizliyor ardında.
YanıtlaSilGerçek özgürlük bırakabildiklerindeydi belki de…
YanıtlaSilVazgeçebilmek insana neler kazandırır? Korkmaya rağmen, kaybetmeye rağmen vazgeçebilmek…
Belki de en doğru kararlar, en büyük bedelleri getiriyordu.
YanıtlaSilSıradan bedeller ödemekte ısrar eden birinin,
YanıtlaSilNeden sıra dışı bir başarısı olsun ki.? Y’H
Yüzyıllar geçmiş ancak gerçek kazanan olma kriterleri hiç değişmemiş.
YanıtlaSilKaleminize sağlık, soluksuz okudum 😊
YanıtlaSilNe büyük bir vazgeçiş, ne büyük bir kazanış...
YanıtlaSilMusab Bin Umyer in öyküsü ne zaman okusam bir iç çekesim gelir..
Bizim vazgeçemediklerimz neler neler var..O netlikte olabilenlerden olmak ümidiyle..
Kaleminize sağlık ☺️
Çok güzel bir yazı. Devamını merakla bekliyorum :)
YanıtlaSilKarar verirken bakılması gereken ilk şeydi nelerden vazgeçmek gerektiği
YanıtlaSilGuzel bir yazi dizisi, elinize saglik.. sadece dini kitaplarda gorebilecegjmiz tarzda bir hikayeyi şu anki hayatimiza baglayarak anlatmissiniz, uzak sandigımiz seyler cok yakin olabilir, sadece onyargilarimizdan kurtulsak yeter...
YanıtlaSilKaleminize sağlık..👌🏻
YanıtlaSilVazgeçebildiğinde özgürleşir insan…
İnsan ne zamanki aracı amaç haline getirirse orada araç insanın amacına giderken ayağına doluyor…
“Gerçek özgürlük, belki de sahip olduklarında değil, bırakabildiklerinde gizliydi.”
YanıtlaSilİnsan vazgeçtikçe hafifliyordu aslında… insan bunu farkedebilseydi daha yükseğe uçabilecekti…
Okurken çok şey fark ettiğim bir yazı olmuş. Elinize sağlık 🌸
YanıtlaSilYesrib medine şehriydi degil mi, oraya gonderiliyor.. acaba ne gibi ozellikleri onun secilmesini sagladi.. cok onemli bir mesaji iletmek icin insan nasil birini secer?
YanıtlaSilİnsan vazgeçtikleriyle, geride bıraktıklarıyla sanki kaybediyormuş gibi görünse de aslında kazanan oluyor. Kişinin şifası hakikaten zıddında gizli :) Kaleminize sağlık :)
YanıtlaSilKarardan sonra gelen baskılar insanı yanıltmamalı...Musab öyküsünde de bunu bize vermiş ne kadar inanırsa insan o kadar netleşiyor demek ki.
YanıtlaSilHee insan seçimlerinin sonucunu yaşar. Bu sonuçta gerçeğibyaşamak ve net olmak. İşte olması gereken bir insan🌹
YanıtlaSilHayır için vazgeçtiklerimiz bizi biz yapan. ellerinize sağlık.
YanıtlaSil