Kayıtlar

gerçek etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

KADININ GERÇEĞİ

Resim
 Ne demektir Hak? “Gerçek” demek, değildir midir?  Gerçek ise tutarlıdır,  Tüm zamanlarda, tüm mekanlarda, tüm insanlar için geçerlidir… Peki, kadının gerçekliği nedir? Doğan, doğuran, besleyen, büyüten, Durmadan koşan, yükleri yüklenen mi? Yoksa… Yoksa yavrularına ne yedireceğini mi düşünen, Neresi daha korunaklı diye bakınıp duran, Verdiği şehidine yine olsa yine veririm diyen mi? Dünya,  masum şehrin kadınlarının haklarında da üçe ayrıldı, Birileri onların haklarını ellerinden aldı, Birileri yaşadıkları haksızlığa duyarsız kaldı, Ve çok azı onların yanında oldu, hakkını savundu. O gerçeklik, dünyada herkes için aynı olmadı... Zulüm, yeni bir hak gibi yaşandı, O halde kanunlarda yazan kadın hakları uygulanamadı. Neydi onların Hakkı? Eşini ve çocuğunu kaybetmesi mi, Evini terk edip kilometrelerce yürümesi mi, Sesini duyurmaya çalışırken susturulması mı? Çadırında suların üzerinde uyuyan kız çocuklarının hakkı nereye saklandı? Yiyecek bulamıyoruz diye ağlayan, Gözünd...

SEN OKUMA BİLİR MİSİN?

Resim
Oku! Peki nasıl? Bildiğin gibi değil; gerçeğiyle okumak?  Sevdiğinin bakışını, sesindeki titremeyi, sana bakarken ki hissettiklerini... Sadece yazılanlar mı okunur? Yazılmayan sözler nasıl okunur? Görülenin haricinde görülmeyeni görebilmek… Anlamını yakalayabilmek… Uçan kuşa bakıp bir uçak görebilmek mi okumak?  Su..  Yaşam kaynağı deriz; peki yaşatan su muydu?  Sonbahara giren ağacın  yapraklarını usul usul dökmesine bakıp doğadaki uyumu görebilmek mi okumak denen şey..  Toprak ile buluşan bir tohum  topraktan eksiltmeden koca bir çam ağacına dönüşmesine şahit olmak mı okumak? Gecenin en karanlığının sonunda mutlaka o güneşin doğacağını bilmek mi okumak? Bir bebek  doğumuyla annesinin göğsüne süt dolması;  aynı anda olmasını ayarlayanı görebilmek mi okumak? Bir meyvenin tamda ihtiyacımız olan mevsimden oluşmasını görebilmek mi okumak?  İhtiyacı olana ihtiyacını veren kimdi? Toprağın yağmura ihtiyacı olduğunu bilen kim? İnsanın dinlenmey...

''REEL'' Mİ ''GERÇEK'' Mİ

Resim
  Her gün yeni bir  ‘'reel'’ düşüyor önümüze. Afilli kutlamalar, şaşaalı malikâneler, o aman aman  film sahneleri… Yok yok… Kast ettiğim aslında bunlar değildi. Hoş,  bunlar da pek ‘reel’ sayılmaz ama… Dünyanın canının attığı yerden gelenler var… Toz dumanlı sokaklar… Yıkık binalar… En iyi ihtimalle yaralı insanlar… Annesini kaybetmiş yavrular, yavrusunu kaybetmiş anneler… Eskiden çok, şimdi neredeyse yok patili canlar…  Bir iki saniye görüp geçtiğimiz her sahne, onların geçemediği bir ömür. Biz izlerken geçti ama… O canım çocuk ağlamaya…  O cennetlik insanlar enkazda bir umut sevdiğini aramaya…  O yiğitler canlarının parçasını omuzlarında taşımaya…  O annenin ciğeri, yavrusunun kan kokusuyla  yanmaya…  Kundak yerine kefenlediği bitanesiyle vedalaşamamaya… O babanın yüreği acımaya…  Son kez canının parçasına bakarken, buz kesmeye… O anasının kuzusu elindeki yarayı, abisine göstermeye… O, küçük dev adam, kardeşini   kilomet...

SANA TEPELERDEN BAKIYORUM

Resim
O gün Aslı çok heyecanlıydı. İlk kez İstanbul’a gidecekti. Her güne ayrı kombin, uygun şallar, aksesuarlar, ayakkabılar derken bavul hazırdı. Aslı erkenden havalimanına gitmiş orada beklerken İstanbul’la ilgili araştırmalar yapmaya devam ediyordu. Uçağı tam vaktinde indi ve artık İstanbul’daydı. İçi kıpır kıpırdı... Onu karşılayan arkadaşı Ecrin, İstanbul’da yaşıyordu. İstanbul’da gezilecek yerleri bir turistten daha az bilecek kadar oralıydı!  Genelde böyle olmaz mıydı? Yani bir şehri en iyi gezenler turistler iken orada sürekli yaşayanlar o mekanlara hiç uğramamış olabiliyordu. Yıllardır İstanbul’da yaşayıp Topkapı Sarayı’na hiç gitmemiş olanlar vardı. Ya da kaç kere boğaz turu yapmıştır ki bir İstanbullu? Bursa’da yaşayanlar kaç kere teleferiğe binip, Cumalıkızık’ta kahvaltı yapmıştır ki?  İstanbul’da yaşayanlar peki? Kırk yılda bir misafir gelirse belki onunla birlikte…  Başka şehirden gelen öyle mi? Köprüden denize bakınca, vapurla bir yere giderken saatlerce orada d...

GERÇEK GERÇEKLEŞİR

Resim
Hangi gerçek, zamanı geldiğinde ortaya çıkmaz? İnsan istese de, istemese de, Saklasa da, gizlese de, Görse de,  görmek istemese de, Gösterir kendini tüm haliyle… Ve sonra mesajını verir sahibine, Ya da öğrenmek isteyen herkese…   Kim merak etmez ki gerçekleri? Eşinin davranışlarının aslını, Çocuğunu yetiştirmenin hakikatini, Yuva kurmanın ne demek olduğunu, Kişinin kendini tanımasının gerçeğini… Açılır bir sandıktan çıkarcasına,  Doğru soruyu sorup merak edenlere, Yapıp ettiklerinin gerçeğe uyumlu olmasını dileyenlere… Neden insan gerçeği merak etmelidir? Gerçekler ve yaşantılar farklı olduğunda, Zaman gerçekten yana olup sahte yaşantılar mağlup olduğunda, Üzülür insan kahrolur, Gerçeğe uzak yaşadığında. İşte o an görür ki düşünülen her düşünce, yapılan her davranış, Gerçeğin kendisi değil, Sadece bir yanılgıymış oysa ki… O zaman anlar insan, Ne olursa olsun gerçek mutlaka gerçekleşir. İşine gelse de gelmese de, Gerçek açığa çıkar. Çünkü zaman, hep gerçekten yanadır… ...

BİZİM OFİSİN HALLERİ - GÜÇLÜ KADINLAR

Resim
Uzun uğraşlar sonunda konsantrasyonumu toplayıp, işime odaklanmıştım. İki gün önceki toplantıda çıkarılan analiz sonunda anlamlı gözükmeye başlamıştı ve ne yapmam gerektiği ile ilgili artık bir fikrim vardı. Bir yandan önümdeki deftere not alıyor, bir yandan da haşin bakışlarla bilgisayardaki dosyaya göz gezdiriyordum. Dışarıdan bakan biri bilgisayarı parçalamama ramak kaldığını düşünebilirdi ama bu sadece benim bir işe odaklandığımdaki bakışımdı. İş arkadaşım Esra yanıma gelip “Birben, hadi gel bir kahve içelim.” dediğinde işimin en heyecanlı kısmındaydım. Bir iş ne kadar heyecanlı olabilir demeyin. Müşterinin talebini ve bu talebe aslında neden gerek duyduklarını sonunda anlamıştım. Ve toplantıda konuştuklarımızdan çok daha işimize gelecek, müşteriyi de memnun edecek alternatif bir çözüm bulduğumu hissediyordum. Bunu hemen kağıda döküp gözümden kaçan bir detay olup olmadığını kontrol edecektim. Ürün yöneticisine konuyu açmadan önce her ihtimali değerlendirmiş olmalıydım. Ama işte! Ta...

BAŞ HARFİ YETİŞTİREN

Resim
Üşüdüğünde… Hırka mıydı ısıtan insanı? Yoksa hırkayı ören mi? Güneş sadece ısıtmak için mi kendini gösterirdi?  Yoksa onun tebessüm ettiği her an mı… Yağmur, yalnız sonbaharda mı yağardı?  Yoksa gök hüzünlendiğinde mi kararırdı… Sahi, insanın mevsimlerini kim belirliyordu?  Yazı yaz yapan O’ydu. Kışı da güzelleştiren O'ydu.  O… İnsanı büyüten, yetiştiren Ağladığında değil ağlamadan önce sarılan… Yalnız tebessüm ettiğinde değil, huysuz olduğunda da başını okşayan… Evvelinde ve ahirinde olan. Büyümüş olanı, çocukluğun masumluğuna çeviren… Bebek olanı büyüten, Seni ileri taşıyan. Gözünün yaşı sevilesi… Gülümsemeler resmedilmiş, Varlığıyla tüm bahçe çiçeklenmiş, Yokluğunda dahi varmış gibi… Kimine mavi kimine yeşil… Herkese yakışanı kıvamında veren. İkramları doğuracak olan Yokluğu bile ikram olan. O… İyi ki… & Deneyimsel Tasarım Öğretisi   insanın  mutlu, başarılı  olması ve   doyumlu ilişkiler  yaşaması için tutarlı, faydalı, uygulanabilir ...

BENDEKİ SEN

Resim
“Sahip olduğumuzu sandığımız şeylerin ne kadarına sahibiz?” Bu soru nedense birkaç gündür zihnini meşgul ediyordu. Son dönemde yaşadığı olaylar da bu soruyu düşünmesine sebep olmuştu. Kendince araştırmalar da yapmıştı ama mantığına oturmayan bir şeyler vardı. Duyduklarıyla bir türlü ikna olmuyordu Zeynep. Bir şeyleri kendine eksik hissediyordu.  Düşünmekten canı sıkılmış, anahtarlarını alıp ofisten çıkmıştı. Nereye gitmesi gerektiğini o da bilmiyordu. Arabasına bindi, camlarını hafif açarak dışarıdaki o tatlı rüzgarın içeriye girmesini istedi. Bir yandan da radyoyu açtı. Belki, kafasındaki düşünceler dağılırdı farklı bir şeyler duyduğunda. Frekanslar arasında dolanırken bir konuşma dikkatini çekti. Sesi biraz yükseltip dinlemeye başladı. Konuşan tatlı sesli bir hanımefendiydi.  -Üzerimizdeki her nimetin içinde ailemizin, yaşadığımız topluluğun ve diğer toplumların hakkı da saklanmış olabilir mi? Etrafımızdan başlayarak dalga dalga yayılacak şekilde. O konuda eksiği olan herkes...