Kayıtlar

karar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

MUS’AB BİN UMEYR - 3. BÖLÜM

Resim
Kararın Ardından Gelen Sınav Efsun başlığı okuduğunda kaşlarını hafifçe çattı. “Bir kararın ardından gelen sınav…” Kendi kendine mırıldandı; “Garip, insan bir konuda kararı verdikten sonra işler daha da kolaylaşmaz mı? Hani insan neyi istediğini bildiğinde, hayat o konuda önünü açmaz mı? Öyle olması gerekmez miydi?” Sayfayı kaydırmadan bir süre düşündü. “Demek ki Mus’ab’ın hayatında öyle olmamış,” dedi yavaşça. Belki de en doğru kararlar, en büyük bedelleri getiriyordu. O karardan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Mus’ab artık sık sık Erkam’ın evine gidiyor, Hz. Muhammed’in anlattıklarını dinliyor, İslam’ı daha derinden öğreniyordu. Çok sevdiği at yarışlarını, gösterişli davetleri, eski arkadaş çevresini geride bırakmıştı. Hal ve hareketleri değişmişti. Ve bu değişim, annesinin dikkatinden kaçmamıştı. Mus’ab’ın son davranışlarından şüphelenen annesi, onu takip etmesi için kölesine emir verdi. Ve böylece Mus’ab’ın Müslüman olduğunu öğrendi. Gerçeği öğrendiğinde önce onu ikna et...

MUS’AB BİN UMEYR - 2. BÖLÜM

Resim
Bir Ziyaretle Başlayan Değişim Kimdi, bir servetten vazgeçip değerli olan insan? Mekke’nin en zengin ailelerinden birinin göz bebeğiydi Mus’ab bin Umeyr. Onu gören dönüp bir daha bakardı. Öyle dikkat çekiciydi ki giydiği kıyafetleri Mekke sokaklarında başkasının üstünde görmek mümkün değildi. Sürdüğü miskler başka kimsede yoktu. Ama gün geldi, Mus’ab bu dünyaya bir parça kumaşla veda etti. Ne olmuştu da servet içinde doğan Mus’ab, geriye sadece bir kefenle kalmıştı? Her şey bir ziyaretle başlamıştı. Arkadaşı Ebu Huzeyfe’nin evine gittiğinde, orada yeni bir anlatıyla karşılaştı. Ebu Huzeyfe, El-Emin lakaplı Muhammed’in sözlerini aktarıyordu. Sadece bir peygamber değil; doğruluğuyla tanınan, adaletiyle bilinen bir adam… İlk anda Mus’ab hemen kabul etmedi. Önce kendisi görmeli ve test etmeliydi, neyi neden seçtiğini bilmeliydi... Anlamadan, görmeden bir şeye “evet veya hayır” demek insanı orada kalıcı yapmazdı. Bu yüzden Hz. Muhammed’i bizzat görmek istedi. Gizlice Darü’l-Erkam’a gidip on...

BENDEKİ SEN

Resim
“Sahip olduğumuzu sandığımız şeylerin ne kadarına sahibiz?” Bu soru nedense birkaç gündür zihnini meşgul ediyordu. Son dönemde yaşadığı olaylar da bu soruyu düşünmesine sebep olmuştu. Kendince araştırmalar da yapmıştı ama mantığına oturmayan bir şeyler vardı. Duyduklarıyla bir türlü ikna olmuyordu Zeynep. Bir şeyleri kendine eksik hissediyordu.  Düşünmekten canı sıkılmış, anahtarlarını alıp ofisten çıkmıştı. Nereye gitmesi gerektiğini o da bilmiyordu. Arabasına bindi, camlarını hafif açarak dışarıdaki o tatlı rüzgarın içeriye girmesini istedi. Bir yandan da radyoyu açtı. Belki, kafasındaki düşünceler dağılırdı farklı bir şeyler duyduğunda. Frekanslar arasında dolanırken bir konuşma dikkatini çekti. Sesi biraz yükseltip dinlemeye başladı. Konuşan tatlı sesli bir hanımefendiydi.  -Üzerimizdeki her nimetin içinde ailemizin, yaşadığımız topluluğun ve diğer toplumların hakkı da saklanmış olabilir mi? Etrafımızdan başlayarak dalga dalga yayılacak şekilde. O konuda eksiği olan herkes...

GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN

Resim
Ha bugün ha yarın derken o meşhur YKS günü gelip çatmıştı... Leyla ve Ceylan… Aynı duyguları paylaşan iki genç kız… Bir saat sonra sınava gireceklerdi fakat heyecanları aylar öncesinden başlamıştı… Leyla, önceki sene istediği puanı alamamıştı. Buna rağmen aynı heyecan ve motivasyonla yeniden dershaneye başlamaya karar vermişti. Zorlanmasına rağmen yeni tempoya ayak uydurup pes etmemişti. Kendine hazırladığı çalışma planını uygulamıştı. Önceki sene hazırlanırken iyi yaptığı şeyleri, iyi yapamadığı şeyleri tek tek düşünmüştü. Bir değerlendirme yaparak çalışmalarına ona göre hazırlanmıştı ve nihayet sınav günü gelmişti. Acaba bu sene sorular nasıl olacaktı, matematikte iyi sayılmazdı acaba yeterli neti yapabilecek miydi, istediği bölümü kazanabilecek miydi? Aklında istediği bölüm ile ilgili birkaç üniversite vardı. Geniş geniş kampüsleri, çimenli alanları, çimenlerin üzerinde poz veren bir sürü neşeli öğrenciler görüyordu. “Şöyle bir arkadaş grubum olsa yalnız kalmam, hem üniversite hayat...

SEÇMEK Mİ HESAPLAMAK MI?

Resim
Elif, işten çıkınca hava kararmamıştı henüz. Koştur koştur markete uğradı. Çarpan kalbinin sesi neredeyse dışarıdan bile duyuluyordu. Bir yorgunluk hissetti bacaklarında. Markette önündeki sırayı görünce aldıklarını bırakmayı düşündü bir anda. İnternetten sipariş veririm bu sıra beklenir mi diye düşünürken bir taraftan da hesap yapıyordu. İnternetten alırsa daha pahalıya gelecekti. “Parayı kolay mı kazanıyorsun kızım Elif!” diye söyleniyordu kendine ama beklemek de istemiyordu. Bütün gün işte yorulmuştu. Beklemek yerine alışveriş yapmaya karar verdi. Kendiyle konuşurken gözü bir anne ile çocuğuna takıldı. - Anne, param buna yeter mi? - Hesaplayabilirsin Nehirciğim. - Anne param yetmezse sen vermez misin? - Veremem kızım bir anlaşma yaptık ya seninle. - Tamam anneciğim. Sadece Elif değil markette durumu fark edenler de anne ve kızı izliyordu. Elif'e çok da yabancı gelmiyordu bu gördükleri. Kendi çocukluğu gelmişti aklına. Babası ile alışverişe gittiklerinde babası seçenek sunardı ve...

UMUT OLSUN Kİ…

Resim
Ekim ayının sonları, sıcaklıklar halen mevsim normallerin üzerinde seyrediyordu. Tatilin etkisinden tam olarak çıkamamıştı Umut. Sıranın üzerindeki karalamaları zihni sünger gibi içine çekiyordu ama neyi alıp neyi almadığının o da farkında değildi. Tıpkı hayatına yeni insanların girip çıkması gibi. Bu hali uzun bir süre gözlerini kırpmadan devam etti. Hayatta da kim bilir daha neleri fark edemiyor insan? Birden zilin çalması ile irkildi ve zihnindeki kalabalığın peşinden gitmeyi bıraktı. Çünkü yetişmesi gereken bir başka ders vardı. Okul dönemi yeni başlamıştı ve adapte olmakta zorlanıyordu. Yeni şeylere başlamayı severdi ama sonunu getirmek çok da kolay olmuyordu. Önceki dönemin ağırlığını omuzlarından atamamıştı. Alt sınıftan kalan dersleri vardı. Ne okul dersleri ne de arkadaş ilişkileri iyi gitmiyordu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Umut, hareketini bırakmıyordu. “Evet şu an istediğim şeyleri nasıl yapacağımı bilemeyebilirim, arkadaş ilişkilerim iyi gitmiyor olabilir ama bunun bir so...

IHLAMUR AĞACI

Resim
Ayşe o gün sıcaktan çok bunalmıştı. Aklına ıhlamur ağacının olduğu o tepe gelmişti. Sadece sıcaktan bunaldığı zamanlarda değil, canını sıkkın olduğunda da oraya giderdi. O tepe, Ihlamur ağacı ona annesi ve nasihatlerini hatırlatırdı.  Gideceği yer için hazırlık yapıyordu. Termosuna çayını doldurdu. Annesinin tarifi, mis gibi tarçın kokan elmalı kurabiyesinden bir kutuya koydu. Hazırladıklarını minik bir piknik sepetinin içine yerleştirdi.    Radyosu da olmazsa olmazıydı, ona da sepette bir yer ayarladı. Evleri yol kenarındaydı, ıhlamur ağacına ulaşabilmek için tepeye doğru yürümesi gerekiyordu.  Aşağıdan yukarıya doğru baktığında koca ıhlamur ağacının, rüzgârın etkisiyle dans eden yapraklarını gördü. Yaklaştıkça kokusu da buram buram burnuna gelmeye başlamıştı. Bu koku Ayşe'nin çocukluğunun kokusuydu. Çocukluğu bu ağacın altında oyunlar oynayarak geçmişti.   Ağacın yanına vardığında; küçük ahşap bir masa, bir ağacın dallarına asılı bir salıncak onu karşılıy...

ZOR YILLAR

Resim
Sisli bir sabahtı, gün aydınlanıyor mu yoksa kapanıyor mu belli değildi. Bu havalar Nermin’de bir kasvet oluşturuyordu. İnsanın aklına yıllar önce yaşanılan anıları da birer birer getiriyordu. Tıpkı şu an olduğu gibi. “Ne zorlu geçti hayatım” dedi Nermin çamaşırları katlarken. Ailesiyle ilgili ne hayalleri umutları vardı. Eşini seviyordu ama işlerindeki tutarsızlığı geçimlerine mani oluyordu. Kemal bir işte sabit kalmıyor, sürekli daldan dala atlıyordu. Ellerinde avuçlarında bir şey kalmamıştı Kemal’in iş kurma sevdası yüzünden. Yaşanılan olayların getirdiği zorlukları daha önceden görebilseydi, daha kolay problemlerini çözebilirler miydi acaba? Aklından sürekli 'acaba'lar geçmeye başlamıştı.  Kemal, her iş projesinde Nermin’i süslü vaatlerle ikna ediyordu. Nermin ise, “Bu sefer son!” diye karar alıyor ama kararının arkasında da duramıyordu. Bütün kenardaki birikimler hayallere gitmişti. Aslında hayatımızda bir olay olmadan önce mutlaka işaretini verir ama görebilmek mesele. Ne...

YENİDEN BAŞLAMAK

Resim
  Yeniden bahar gelir ve çiçek açar Toprak yeniden canlanır Bir kelebek kozasından yeniden çıkar Bir kuş yeniden uçmaya çalışır Tüm canlılar hayata yeniden sımsıkı tutunur... Peki insan? Yeniden başlamayı nasıl öğrenebilir? Faydaya kendini nasıl ikna eder? Nasıl karar verir? Karardan sonra yoluna nasıl devam eder? Hayat yolculuğuna "Başarı Psikolojisi" ile yeniden başla... & Deneyimsel Tasarım Öğretisi   insanın  mutlu, başarılı  olması ve   doyumlu ilişkiler  yaşaması için tutarlı, faydalı, uygulanabilir ve anlaşılır bilgiler sunar.  & " Bir damla, bir damlanın önemidir bardağı taşıran... Bir damlalar, bir damlalardır bardağı dolduran... Hangi bardak bir damla ile dolar, diğer damlalar olmadan... Hangi bardak taşar, damlalarla bir damla olmadan... " YAHYA HAMURCU & &   KİM KİMDİR İLİŞKİLERDE USTALIK BAŞARI PSİKOLOJİSİ

DİŞLİ ÇARKLAR NASIL DÖNER?

Resim
Bir yandan kahvesini yudumlarken bir yandan da yağmurun ıslattığı camdan dışarıyı seyrediyordu Berna. Geçen zamanın da bu yağmur damlaları gibi akıp gittiğine inanamıyordu. Düşüncelere daldı, geçmişe gitti “nereden nereye” dedi kendi kendine. Daha dün ailesinin küçük yaramaz kızıydı. Henüz üniversite bitmeden evlenmiş, ne olduğunu anlamadan iki çocuklu yalnız bir anne oluvermişti.  Sahi nasıl olmuştu bütün bunlar?  Çok da değil beş yıl içinde olup bitmişti her şey. Nasıl da geçivermişti zaman Berna yakalayamadan. Her şeye hâkim olmaya çalışırken nasıl da hiçbir şeye yetişememişti.  Aslında öğrenmişti hayatta hiçbir şeyin onun kontrolünde olmadığını.  Üniversitedeyken yaşadığı sağlık sorunları bunun sadece bir örneğiydi. Tüm planlarına rağmen giremediği vizeler, sınıf tekrarı yapmasına sebep olmuştu. Eşi Hakan ile de okulda ortak aldıkları derslerde tanışmış, yakın zamanda da evlenme kararı almışlardı.  Berna her şeyi detay düşünen, kendine göre planlayan ve ona ...