Kayıtlar

mutluluk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İLİŞKİLERDE USTALIK

Resim
Kim istemez? İlişkilerinde; Sevilmeyi, Saygı görmeyi, Değer gören taraf olmayı, Tercih edilen olmayı, Aranan kişi olmayı, İhtiyacının giderilmesini, Kıymetinin bilinmesini... Ve en nihayetinde... Mutlu ve Başarılı olmayı... Peki nasıl? insan, ilişkilerinde nasıl değer görür? Nasıl güçlü olur? Nasıl yöneten kişi olur? Uyum? Marifet? Netlik? Otorite? Mesela? Otorite ile Zorba aynı şey midir? Ya da uyum demek: Edilgen olmak mıdır? Marifet nasıl oluşur? Aynı şeylerin miktarını arttırmak problemi çözer mi? O zaman çözüm nedir? Peki öyleyse ilişkilerde nasıl  usta olunur? İLİŞKİLERDE USTALIK   & Deneyimsel Tasarım Öğretisi  insanın  mutlu, başarılı  olması ve   doyumlu ilişkiler  yaşaması için tutarlı, faydalı, uygulanabilir ve anlaşılır bilgiler sunar. & Bu hayatta insanlar iyi insanlarla karşılaşırlar… Aslında bu çok önemli değildir… Mesele iyi insanlarla birlikte olabilmek, "iyi insanlarla iyi ilişki kurabilmektir"... YAHYA HAMURCU & https://m...

TUTAMIYORUM ZAMANI

Resim
Ayşe, serin bir İstanbul sabahında hızlı hızlı yürürken, etrafından hışır hışır seslerin geldiğini farketti. Yere bakınca, ayaklarının altında dev çınar yapraklarını gördü. Yapraklar da ne ara sarardı da, kahverengiye döndü diye içinden geçirdi. Geçen ay gittiği yaz tatili, sanki dün gibiydi. Zaman hemencecik geçivermişti. Çınar ağaçlarını, çocukluğundan beri pek severdi. Hep ona babasını hatırlatırdı. Babasıyla sonbaharda parka gittiği günleri anımsadı. Zaman ne de hızlı geçiyor diye içinden geçirdi. O meşhur şarkıdaki gibi tutamıyordu zamanı… Zihni; Ayşe’yi oradan oraya götürürken, birden iş görüşmesi saatinin iyice yaklaştığını fark etti ve adımlarını hızlandırdı.  Yine geç kalacağım galiba diyerekten telaşa kapıldı. Ayşe, plan yapma konusunda çok zayıftı. Neden böyle oluyordu ki? Aynı anda birçok şeyi yapabilirken, zamanlama konusunda hep gecikiyordu.  Ayşe, metroya koştu ama tam binecekken yüzüne metro kapısı kapanmıştı. Kendi kendine şikayetlenmeye başlamıştı… “Bu metro ...

GERÇEK GERÇEKLEŞİR

Resim
Hangi gerçek, zamanı geldiğinde ortaya çıkmaz? İnsan istese de, istemese de, Saklasa da, gizlese de, Görse de,  görmek istemese de, Gösterir kendini tüm haliyle… Ve sonra mesajını verir sahibine, Ya da öğrenmek isteyen herkese…   Kim merak etmez ki gerçekleri? Eşinin davranışlarının aslını, Çocuğunu yetiştirmenin hakikatini, Yuva kurmanın ne demek olduğunu, Kişinin kendini tanımasının gerçeğini… Açılır bir sandıktan çıkarcasına,  Doğru soruyu sorup merak edenlere, Yapıp ettiklerinin gerçeğe uyumlu olmasını dileyenlere… Neden insan gerçeği merak etmelidir? Gerçekler ve yaşantılar farklı olduğunda, Zaman gerçekten yana olup sahte yaşantılar mağlup olduğunda, Üzülür insan kahrolur, Gerçeğe uzak yaşadığında. İşte o an görür ki düşünülen her düşünce, yapılan her davranış, Gerçeğin kendisi değil, Sadece bir yanılgıymış oysa ki… O zaman anlar insan, Ne olursa olsun gerçek mutlaka gerçekleşir. İşine gelse de gelmese de, Gerçek açığa çıkar. Çünkü zaman, hep gerçekten yanadır… ...

BİZİM OFİSİN HALLERİ - GÜÇLÜ KADINLAR

Resim
Uzun uğraşlar sonunda konsantrasyonumu toplayıp, işime odaklanmıştım. İki gün önceki toplantıda çıkarılan analiz sonunda anlamlı gözükmeye başlamıştı ve ne yapmam gerektiği ile ilgili artık bir fikrim vardı. Bir yandan önümdeki deftere not alıyor, bir yandan da haşin bakışlarla bilgisayardaki dosyaya göz gezdiriyordum. Dışarıdan bakan biri bilgisayarı parçalamama ramak kaldığını düşünebilirdi ama bu sadece benim bir işe odaklandığımdaki bakışımdı. İş arkadaşım Esra yanıma gelip “Birben, hadi gel bir kahve içelim.” dediğinde işimin en heyecanlı kısmındaydım. Bir iş ne kadar heyecanlı olabilir demeyin. Müşterinin talebini ve bu talebe aslında neden gerek duyduklarını sonunda anlamıştım. Ve toplantıda konuştuklarımızdan çok daha işimize gelecek, müşteriyi de memnun edecek alternatif bir çözüm bulduğumu hissediyordum. Bunu hemen kağıda döküp gözümden kaçan bir detay olup olmadığını kontrol edecektim. Ürün yöneticisine konuyu açmadan önce her ihtimali değerlendirmiş olmalıydım. Ama işte! Ta...

FERAH BİR BAŞLANGIÇ

Resim
Aslı oturmuştu yine masasının başına. Ne zaman sıkılsa, zorda kalsa, bunalsa kendini hep aynı yerde bulurdu. Önünde bilgisayarı, pencerede deniz manzarası, masasında kahvesi… Bu üçlüyü pek severdi, ona acılarını hatırlatsa da… Zor zamanlar geçirmişti. Hayatındaki her şey değişmişti; işi, evi, soyadı bile. Hangi olayın onu daha çok üzdüğüne karar veremiyordu. Günlerce oturdu o masada, sadece denizi seyretti. Aslında istediği, huzur bulup yüreğini ferahlatmaktı. O masada daha ne kadar oturacağını düşünürken buldu kendini. Hayat devam ediyor, kuşlar da uçuyor…  Birden irkildi. “Ne yapıyorum ya, bir sürü işim birikmiş, bu böyle gitmez” dedi. Yeni hayatıyla ilgili hedefler belirledi kendine. Eskiye üzülmek yerine yeninin mutlusu olmayı tercih etmek akıllıca geldi. Ama öncekilerden farklı olarak bir sonuç değerlendirmesi yapması gerekiyordu. Tekrar oturdu masasına, fakat bu sefer üzülerek değil modunu yakalamaya çalışarak…   Önce neleri yapmaması gerektiğini yazdı. İlişkilerind...

BEN ÇİRKİN MİYİM?

Resim
Sabah güneşin doğuşuyla uyandı ve elini yüzünü yıkadı. Havluyla yüzünü kurularken bir an durdu ve aynada kendine bakıp kaldı. Geçen gün iş arkadaşının ona söylediği cümle geldi aklına, “Sen kendini çok mu güzel sanıyorsun?” Sonra çocukluk arkadaşının dediğini hatırladı, “En azından ben senden güzelim!” demişti diğer arkadaşının yanında…   Aslı, dış görünüşünü beğenmeyen, insanların kendisiyle ilgili düşüncelerini çok önemseyen biriydi. Çevresindekilerin de ona aynı pencereden baktığını düşünüyordu. Bu durum kafayı takıp bir türlü mutlu olmuyordu.  “Küçüklüğümde dahi saçımın kıvırcık olması ile, ten rengimle, boyumla ilgili olumsuz şeyler söylenirdi.” dedi bir gün arkadaşına. Bu yüzden kalabalık bir ortamda dahi bulunmak istemezdi.    Aslı en sonunda içindekileri, arkadaşı Emel’e döküverdi. Bir güzellik uzmanıyla görüşmek istediğini, gerekirse estetik ameliyat olacağını söyledi. Emel de onu akıl danıştığı, bilgisine güvendiği Leyla ablasına yönlendirdi. Aslı, arkadaşı...

BİRİ OLMALI İNSANIN HAYATINDA

Resim
  Biri olmalı insanın hayatında, Hem de her an,  Hem yerde hem gökte, Tek olsan da yalnız hissettirmeyen… Bazen düşünceli olduğunda, Bazen buğulu gözlerle gökyüzüne bakıp halini anlattığında, Minicik bir şeyle yüzünü güldüren, Bir yabancı ile ihtiyacını giderip yanında hissettiren, Gözle görülmediği halde, görmek istediğin her yerde var olan, Ve her an gözeten, Biri olmalı insanın hayatında... Konuşup dertleşirken seni bıkmadan dinleyen, Acını, kederini yalnız O’na anlatabildiğin, Verilen sözlerden döndüğünde bile hakkını bağışlayan, Son ana kadar ümit kapılarını açık tutan, Bazen bir aracı ile motive eden, Bazen bir aracı ile uyaran, Bazen uğraştığın probleminin çözümünü duyuran, Tam bitti derken önüne ışık tutan, Sadece söylediklerini değil, Söylemediklerini, dile getiremediklerini de bilen, Üstelik her şeyi işiten ve gören, her şeye şahitlik eden, Biri olmalı insanın hayatında... Kalpler acıdığında ve üzüldüğünde, Teselli eden, Her daim en çok sevilen ve özlenen, Yalnız O’n...

BİZ DE ÇOK BEKLEDİK

Resim
  Çocuktuk, Oyun oynayanları görüp, bizi de alsınlar diye bekledik. Biri parka götürse, bayramda harçlık verse dedik. Babadan ve anneden ise neler neler bekledik… Okulu bitirip işe girdik, çok para kazanmayı bekledik. Takdiri hak ettik deyip, patrondan övgü bekledik. Sevilmeyi bekledik en sevdiklerimizden, Ve değer verilip, kabullenilmeyi istedik. Tüm yaşananların sonunda mutlu olmayı istedik. Birileri bizi mutlu etsin diye bekledik. Hayatı boyunca sadece beklemekle yetindi insan… İhtiyaç gidermeden, ihtiyacının giderilmesini, Sebeplere odaklanmadan sonucun verilmesini... Hayat, umduklarımız ve beklentilerimizle doluyken, Bize sadece bulduklarımızı verdi. Umduklarımız, bulduklarımızdan fazla olduğunda, Mutsuzluk hayatımızda kaçınılmaz oldu. Peki insan hiç beklememeli, beklentiye girmemeli mi? Aslında mesele nerden ve kimden beklediğinmiş… İnsanı üzüp mutsuz eden şey,  Yanlış tarafa koyduğu beklentilermiş. Dış dünya kontrolü elinde olmayan insanın, dış dünyayı kontrol etmeye ça...