Kayıtlar

kadın etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

KADININ GERÇEĞİ

Resim
 Ne demektir Hak? “Gerçek” demek, değildir midir?  Gerçek ise tutarlıdır,  Tüm zamanlarda, tüm mekanlarda, tüm insanlar için geçerlidir… Peki, kadının gerçekliği nedir? Doğan, doğuran, besleyen, büyüten, Durmadan koşan, yükleri yüklenen mi? Yoksa… Yoksa yavrularına ne yedireceğini mi düşünen, Neresi daha korunaklı diye bakınıp duran, Verdiği şehidine yine olsa yine veririm diyen mi? Dünya,  masum şehrin kadınlarının haklarında da üçe ayrıldı, Birileri onların haklarını ellerinden aldı, Birileri yaşadıkları haksızlığa duyarsız kaldı, Ve çok azı onların yanında oldu, hakkını savundu. O gerçeklik, dünyada herkes için aynı olmadı... Zulüm, yeni bir hak gibi yaşandı, O halde kanunlarda yazan kadın hakları uygulanamadı. Neydi onların Hakkı? Eşini ve çocuğunu kaybetmesi mi, Evini terk edip kilometrelerce yürümesi mi, Sesini duyurmaya çalışırken susturulması mı? Çadırında suların üzerinde uyuyan kız çocuklarının hakkı nereye saklandı? Yiyecek bulamıyoruz diye ağlayan, Gözünd...

BU HAYATIN YÜKÜNÜ HEP BEN Mİ TAŞIYACAĞIM?

Resim
Filiz, hayatının ilk yıllarında beri sorumluluğunu bilen bir çocuktu. Hatta kendiyle yetinmeyi ailesinin problemlerini de üstlenen tek kişiydi. Ağabeyi ve ablası olmasına rağmen nedense kimin derdi olsa Filiz’i bulurdu. Her zaman kapsayıcı, yönlendirici ve yükü omuzlayan Filiz olurdu. Bu nedenle Filiz, okul hayatında da başarıyı yakalamıştı. Bir zaman sonra atanmış öğretmen olmuştu. Ailesini maddi ve manevi desteklemeye devam ediyordu. Sanki ailesini tüm yükü onun üstündeydi. Filiz bunları yapması gerektiğini düşünüyordu. Çünkü bir yerde sorumluluk almak onun kolu bacağı gibiydi. Ona göre olması gereken de buydu zaten.  Genç ve güzel Filiz, okul ortamında tanıştığı Ali ile tanışıp evlendi. Aileler bu evliliğe çok hoş bakmasa da iki gönül bir olmuştu. Evliliğin ilk zamanları her şey yolunda gidiyordu. Bir süre sonra Ali’nin hayata karşı rahatlığı evine de yansımıştı. Şimdi kurduğu yeni ailenin sorumlulukları yine Filiz’in üzerine kalmıştı. Filiz maalesef bu sefer de Ali’ye ne dese y...

BİZİM OFİSİN HALLERİ - GÜÇLÜ KADINLAR

Resim
Uzun uğraşlar sonunda konsantrasyonumu toplayıp, işime odaklanmıştım. İki gün önceki toplantıda çıkarılan analiz sonunda anlamlı gözükmeye başlamıştı ve ne yapmam gerektiği ile ilgili artık bir fikrim vardı. Bir yandan önümdeki deftere not alıyor, bir yandan da haşin bakışlarla bilgisayardaki dosyaya göz gezdiriyordum. Dışarıdan bakan biri bilgisayarı parçalamama ramak kaldığını düşünebilirdi ama bu sadece benim bir işe odaklandığımdaki bakışımdı. İş arkadaşım Esra yanıma gelip “Birben, hadi gel bir kahve içelim.” dediğinde işimin en heyecanlı kısmındaydım. Bir iş ne kadar heyecanlı olabilir demeyin. Müşterinin talebini ve bu talebe aslında neden gerek duyduklarını sonunda anlamıştım. Ve toplantıda konuştuklarımızdan çok daha işimize gelecek, müşteriyi de memnun edecek alternatif bir çözüm bulduğumu hissediyordum. Bunu hemen kağıda döküp gözümden kaçan bir detay olup olmadığını kontrol edecektim. Ürün yöneticisine konuyu açmadan önce her ihtimali değerlendirmiş olmalıydım. Ama işte! Ta...

BEN ÇİRKİN MİYİM?

Resim
Sabah güneşin doğuşuyla uyandı ve elini yüzünü yıkadı. Havluyla yüzünü kurularken bir an durdu ve aynada kendine bakıp kaldı. Geçen gün iş arkadaşının ona söylediği cümle geldi aklına, “Sen kendini çok mu güzel sanıyorsun?” Sonra çocukluk arkadaşının dediğini hatırladı, “En azından ben senden güzelim!” demişti diğer arkadaşının yanında…   Aslı, dış görünüşünü beğenmeyen, insanların kendisiyle ilgili düşüncelerini çok önemseyen biriydi. Çevresindekilerin de ona aynı pencereden baktığını düşünüyordu. Bu durum kafayı takıp bir türlü mutlu olmuyordu.  “Küçüklüğümde dahi saçımın kıvırcık olması ile, ten rengimle, boyumla ilgili olumsuz şeyler söylenirdi.” dedi bir gün arkadaşına. Bu yüzden kalabalık bir ortamda dahi bulunmak istemezdi.    Aslı en sonunda içindekileri, arkadaşı Emel’e döküverdi. Bir güzellik uzmanıyla görüşmek istediğini, gerekirse estetik ameliyat olacağını söyledi. Emel de onu akıl danıştığı, bilgisine güvendiği Leyla ablasına yönlendirdi. Aslı, arkadaşı...

HEP SONRADAN

Resim
Semra güzel bir bahar sabahının ilk ışıkları ile işin yolunu tutmuştu. Bahar güzeldi, sabah güzeldi ama Semra’nın morali pek iyi değildi. Yolda yine düşüncelere dalmış sürekli kafasında bir şeyleri evirip çeviriyordu. Son iki yıldır devam eden ilişkisinde her şey daha güzel olacak diye umut ederken işler yine iyi gitmiyodu. Yine istediği ilgi ve değeri göremiyordu ilişkisinde. “Nerede hata yapıyorum?” diye düşünürken kendini o kadar kaptırmıştı ki neredeyse durağı geçiyordu. İşe vardığında eşyalarını bırakıp masasına yerleşti. Semra’nın bu dalgın hali herkesin dikkatini çekmişti. Ellerini başına dayayıp derin düşüncelere daldı yine. Bu ilişkisinin farklı olacağını düşünüyordu, fakat yanılmıştı.  Semra daha önceki ilişkilerinde de aynı sorunu yaşamıştı. Her şey nasıl aynı döngüde gerçekleşir diye hayret ediyordu. İnsanlar değişiyor ama ilişkisindeki sorunlar aynı yere varıyordu. İlişkilerinin neden çok güzel başladıktan sonra zamanla kavga, gürültü ile devam ettiğini bir türlü anlay...

BENİMKİSİ BAŞKA

Resim
    Metroda herkesin kaşlarının çatık olduğunu fark edince “belli ki bir şeylerden endişe ediyorlar” diye düşündü Metin. Dünyanın tüm dertleri omuzlarında gibi görünüyorlardı. “Ben de herkes mutlu bir ben mutsuzum sanıyordum” dedi. Düşünürken birden kendi yansımasını gördü metro camında. Dümdüz memnuniyetsiz bir ifade. Diğer insanları da tek tek incelemeye başladı. Niye mutsuzduk böyle? Neydi hepimizin problem i? “Hadi ben işyerinde birikmiş işleri nasıl toparlayacağımı düşünüyorum, ya diğerleri. Onların en büyük problem i ne olabilir acaba?” diye düşündü.   Üçüncü sırada oturan kadın kocası ile yaşadığı problem lerden dertli olabilir mi? Yanındaki de belki çocuğunun yemek problem inden dolayı sorun yaşıyordur. Karşısında oturan adam çocuğu olsun istemiş ve belki üçüncü kez tedavi sonucu olumsuz sonuçlanmış olabilir mi? Ayakta duran uzun sarı saçlı kızın tüm düşüncesi, yaşıtları evlenirken ona sıranın ne zaman geleceği miydi? Bir süre metroda yolculuk eden insanlar hak...

BİR KADIN TANIDIM “ANNE” DEDİM

Resim
Bir kadın tanıdım, merhamet ne demek anladım… Bir kadın tanıdım, sevgi nedir onda gördüm… Bir kadın tanıdım, tüm rolleri üstlenmiş, Eş olmuş, arkadaş olmuş, baba olmuş… Bir kadın tanıdım; Tebessümü bakanlara tebessüm ettiren, Gözünde yaş olmasına rağmen yüzü gülen… Hangi kadın bu kadar güzel olabilirdi? Hangi insan açken doyurabilirdi, İlgiye ihtiyacı varken ilgi gösterebilirdi, Güçsüzlüğüne rağmen cesur olabilirdi, Hangi insanın eksikliği, hemen hissedilirdi? Merhameti, Yaratıcıdan bir parça idi sanki… “Anne” dedim sonra Ama hemen bilemedim, ne demekmiş anne… Anlayamadım, anlatamadım… Annelik, daha anne olmadan o bedelleri ödemekmiş meğer… Güzelliğinden vazgeçip kilo almayı göze almakmış… Taşımayı sevmediği halde 9 ay karnında taşımakmış… Mide bulantısı, uykusuz geceler, hareket etmekte zorlanmakmış… Hangi kadın ister ki bu bedelleri ödemeyi? Anne olanlar istiyordu ve sonra bir daha istiyordu... Çünkü anne olmak, kadın olmaya üstün geliyordu... Bedel nedir derseniz, Anne olanlara bakı...

DENİZ YILDIZLARI

Resim
“İnsan, bu hayatta bir şeyi çok iyi yaparsa, karşılığını da mutlaka alır." demişti biri, buna defalarca şahit olmuştu Nurcan. Bir televizyon kanalında yapımcı olarak çalışıyordu. Yeni bir programın hazırlık sürecindeydi. Çalışma temposundan arada kendi kendine konuşurdu. Arkadaşları, onu öyle yakaladıkça “deli bu kız” diyorlardı. O ise, “Anlamıyorsunuz bu deli olmak değil, ben kendime soru sorarak ve cevaplayarak şu gördüğünüz zor olan iş sürecini kendimce kolaylaştırıyorum.’’ diye cevap verirdi.  Televizyon programlarını düşünüyordu Nurcan, gündüz kuşaklarında insanların aşırılıklarıyla dolu hayat hikâyeleri yer alıyordu. "Bıktık insanların bu hallerinden ve şikâyetlerinden’’ diye düşündü. Sahi, insan neden özel hayatını bu kadar gözler önüne sererdi ki! "Toplumdaki ahlaki çöküşü de artırıyor bu programlar" dedi kendi kendine. Anormali normalleştirme çabasıydı sanki. Anlam veremez olmuştu. Ruhu sıkılıyordu. "Neyse, sen işine odaklan" dedi kendine ve sorus...