EY İNSAN, SAKIN SAPMA YOLUNDAN!

Küçükken annem sıkı sıkı tembihlerdi; “Kızım, sakın bilmediğin yollara sapma, uzak dur!” diye. Üstümde incecik bir mont, sırtımda 4. sınıfa kadar kullanmam gereken kocaman bir çanta… Henüz birinci sınıftaydım ve okula kendim gidip gelmem gerekiyordu. Okulumuz sabahçı ve öğlenci diye ikiye ayrılırdı. Öğlenci olunca haliyle kışın okul çıkışlarımız karanlığa denk gelirdi. İlk birkaç gün okuldan annem gelip almıştı beni. Sonraları gelememişti, evde iki küçük kardeşim vardı ve onları yalnız bırakamıyordu. Ben de evin büyük kızı olarak tek başıma okula gidip gelmek zorunda kalırdım o karanlıkta. Korkardım karanlıktan, arka sokaklardan. Yanlış bir sokağa saparım da annemin dediği gibi başıma bir şey gelirse diye ödüm kopardı. Sahi, karanlıktan neden korkar insan? Karanlıklar örter kötülüğü, kötüyü. Şehrin kirli sokaklarını, insanların kirli taraflarını, suçlarını, yanlışlarını… Saklar önüne çıkabilecek tuzakları. İnsanlar için sığınaktır karanlık. Peki, karanlık mıdır suçlu olan? Hayır, ...