Kayıtlar

epistemoloji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İLİŞKİLERDE USTALIK

Resim
Kim istemez? İlişkilerinde; Sevilmeyi, Saygı görmeyi, Değer gören taraf olmayı, Tercih edilen olmayı, Aranan kişi olmayı, İhtiyacının giderilmesini, Kıymetinin bilinmesini... Ve en nihayetinde... Mutlu ve Başarılı olmayı... Peki nasıl? insan, ilişkilerinde nasıl değer görür? Nasıl güçlü olur? Nasıl yöneten kişi olur? Uyum? Marifet? Netlik? Otorite? Mesela? Otorite ile Zorba aynı şey midir? Ya da uyum demek: Edilgen olmak mıdır? Marifet nasıl oluşur? Aynı şeylerin miktarını arttırmak problemi çözer mi? O zaman çözüm nedir? Peki öyleyse ilişkilerde nasıl  usta olunur? İLİŞKİLERDE USTALIK   & Deneyimsel Tasarım Öğretisi  insanın  mutlu, başarılı  olması ve   doyumlu ilişkiler  yaşaması için tutarlı, faydalı, uygulanabilir ve anlaşılır bilgiler sunar. & Bu hayatta insanlar iyi insanlarla karşılaşırlar… Aslında bu çok önemli değildir… Mesele iyi insanlarla birlikte olabilmek, "iyi insanlarla iyi ilişki kurabilmektir"... YAHYA HAMURCU & https://m...

İYİLİK ADINA

Resim
Yaz mevsiminin en güzel anı, sabah serinliğinin ardından gülümseyen güneş olsa gerek. Işıl ışıl güneşin yaydığı ısıyla birleşen poyraz esintisinin yüzüne vurduğundaki o güzel his… Bu huzurlu serinlik belki biraz olsun sevdirebilir yazı o kavurucu sıcağına rağmen. Yine böyle bir sabah pencereyi açıp temiz havayı içine çekti Mehtap. Pencereden insanların telaşla koşturmalarını, bir yerlere yetişme çabalarına izledi. Sabahları ve akşamları oluşan o kısa boşlukta kendiyle baş başa kalıp uzun uzun düşüncelere dalmayı seviyordu. Etrafındakiler yarı şaka yarı gerçek ifade ile "Dalma boğulacaksın" derdi ama o bazen bunu bile duymazdı. Derin düşüncelere dalıp hayata ve insana dair çıkarımlar yapmak, bağlantılar kurmak çocukluğundan beri en sevdiği şeydi. Bugünün konusu da "Koşuşturan insanların telaşları, gülmeyen yüzleri, birbirine karşı sabırsız bazen de öfkeli bakışları" olmuştu. Oysa her birimiz bir diğerine muhtacız.  Biraz kulak kabarttı dışarıdan gelen seslere… "...

EVRENSEL DİL

Resim
Galata Kulesinin orada bir çay ocağının, kaldırımın üzerine koyduğu taburelerden birine oturdu ve kendine bir çay söyleyip etrafına bakındı. Ne kadar birbirinden farklı ve ne kadar çok insan vardı. Ne zaman kafası karışsa tek başına bir yere çekilip, saatlerce etrafı izler ve düşünürdü Cansu. Üniversite okumak için geldiği şehrin en çok bu yanını sevmişti. Kalabalıktı ama kendi başına çekileceği bir yer bulmakta bir o kadar kolaydı… Cansu üniversite okurken zorlanacağını düşünmüştü, ilk yılında anladı ki üniversite insanları anlamaktan daha kolaydı. Cansu çevresindeki insanları anlayamıyor, sıkça hayal kırıklığı yaşıyordu. Bu yüzden onlara karşı daha mesafeli olmaya karar vermişti taa ki Fuat karşısına çıkana kadar. Bu sefer de hayal kırıklığı yaşamaktan korkuyor ama Fuat’a bir şans vermek istiyordu. Yine kafası çok karışmıştı… Fuat bir yıldır Cansu’nun peşinden koşuyor, kalbini kazanmak için her türlü yolu deniyordu. Koridorlarda uzaktan uzağa Cansu’ya bakıyor, arada bir çiçek yolluyo...