FESTİVAL HAZIRLIĞI


Necati ve Alpay uzak köylerden birinde yaşayan iki kardeşti.

Necati, her zaman sabırlı ve çalışkan bir çocuk olmuştu. Hızlı tepkiler veren biri değildi.  Tarla işlerinde babasına yardım ederdi. Tarladaki işi bitince hayvanlarla ilgilenir onların yemlemesini yapardı. Eve gelince de annesine sofra hazırlamaya yardım ederdi. Çalışmayı çok sever, her işi elinden geldiği kadar yapardı. Zorlansa da bir çözüm bulur, yılmadan devam ederdi. Necati başladığı işi yarıda bırakmaz, bittiğini görürdü. O yüzden babası Necati’yle iş yapmayı severdi. 

Alpay ise her zaman hayatı biraz daha kolaylaştırmanın peşindeydi. O, çok fazla çalışmak yerine genellikle keyfini sürmeyi, oyun oynamayı ve eğlenmeyi tercih ederdi. Alpay’ın hayatında zorluklar yoktu. Babası Alpay’ı tarlaya götürdüğünde daha işe başlamadan; 

“Ne zaman gideceğiz, ben çok sıkıldım” diye söylendiğinde, babası da; 

“Daha yeni geldik oğlum, biraz işin hakkını ver bakalım. Daha alnından ter bile akmadı ki” derdi. Bizim Alpay yine de babasının sözünün birini yapar birini yarım bırakırdı.

Bu köyde her yaz sonu, köylülerin kendi yetiştirdiği ürünleri tanıttığı büyük bir festival düzenlenirdi. Herkes bahçesinde ne varsa festivale katkı sağlamak için bir şeyler yapardı. Ağustos ayı yaklaşmaya başlayınca Necati ve babası birlikte festivalde tanıtacakları ürünleri hazırlamaya başlarlardı. Alpay ise çok önemsemez;

“Ne gerek var bir festival için bu kadar uğraşmaya. Festivaller eğlenmek için yok mu zaten” derdi. 

Festival günü Necati sabah erkenden uyanıp babasına yardım etmek için kollarını sıvamıştı. Kendi tarlalarından, babasıyla sebzeler toplamış, köyün diğer yaşlılarının getirdiği ürünlere yardımcı olmuş, etkinlik için yiyecek ve içecek hazırlığına bile destek olmuştu. İşte o emeği vardı ki, festival başladığında çok yorulmasına rağmen hiç şikayet etmiyordu. İçinde, herkese yardımcı olmanın mutluluğu vardı.  Elinden gelenin en iyisini yapmıştı.



Alpay ise, festival için çok fazla bir şey yapmamıştı. Erkenden festival alanına gitmiş, gösteri yapacakları beklemiş, onlarla birlikte eğlence alanını hazırlamışlardı. Giydikleri kıyafetlerden de giymek istemişti. Festival saati geldiğinde ise elinde davul hem kendi eğlenmiş hem de katılanları eğlendirmişti. Oyunlar oynayarak zaman geçirmiş, bazen diğer köylülerle sohbet etmiş, bazen de güzel yemeklerin tadını çıkarmıştı. Zaten bir şeyler yapmak zorunda hissetmiyordu, her şeyin kolayca kendisine sunulmasını istiyordu. Bu yüzden babasıyla pek anlaşamazdı. 

Festival günü bittikten sonra, köy halkı meydanda toplanıp hep birlikte büyük bir kutlama yapmıştı. Bu yılki festival bayağı bir kalabalık geçmişti. Köylüler ceplerini güzel doldurmuşlardı. Bunun tebessümü de yüzlerinden belli oluyordu.

Necati’nin çalışkanlığı bütün köylüler tarafından takdir edildi. Alpay da eğlenceli kişiliğiyle herkesin ilgi odağı olmuştu ama bir şey eksikti. Alpay, tüm gün boyunca eğlendiği halde, bir noktada yalnız hissetmeye başlamıştı. Kimse ona gerçekten derin bir minnettarlık gösterememişti. Diğerleri Necati’nin emeğini ve katkılarını takdir ediyordu. Çünkü Necati, her adımda bir şeyler yapmış, köydeki festivale katkıda bulunmuştu.

Alpay, bir süre düşündü. O kadar kolay bir hayatı olmuştu ki, hiçbir zaman gerçekten emek vermek zorunda kalmamıştı. Ama bu festival ona, çalışmanın ve katkı sağlamanın ne kadar değerli olduğunu fark ettirdi.

Festival bittikten sonra, Alpay Necati’ye yaklaşıp özür diledi. 

“Abiciğim, sen festivalde çalışarak bütün köylülere yardım ettin. Herkes seni takdir ederken gözlerinin içi parlıyordu.  Bunu gözlerimle gördüm. Bana da teşekkür ettiler ama bana bakarlarken gözlerinin içleri gülmüyordu. Kendileri eğlendikleri için yüzleri gülüyordu. Artık ben de senin gibi emek harcayacağım. Çünkü bir şeyler başarmanın sadece eğlenmekle olmadığını anladım.” 

Necati gülümsedi ve kardeşine şöyle dedi: 

“Emek, sadece başkaları için değil, insanın kendisi için de çok değerlidir. Ne kadar çalışırsan, karşılığını o kadar alırsın.”

Ve o günden sonra, Alpay da Necati gibi, elinden gelenin en iyisini yapmaya başladı. Başlarda pek beceremedi, eline yüzüne bulaştırdı ama bir şekilde halletti. İki kardeş hem birlikte eğlendiler hem de babalarına ve köylülere yardımcı oldular.

İnsan emeklerinin karşılığını aldığında ne kadar da mutlu hissediyor değil mi?… 



&

Deneyimsel Tasarım Öğretisi insanın mutlu, başarılı olması ve doyumlu ilişkiler yaşaması için tutarlı, faydalı, uygulanabilir ve anlaşılır bilgiler sunar. 

&

"İnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri,
En büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi.
Aynadaki kişi...
Tek başına neler yapabileceğini keşfet!"

YAHYA HAMURCU

&


&

 KİM KİMDİR

İLİŞKİLERDE USTALIK

BAŞARI PSİKOLOJİSİ


Yorumlar

  1. Faydayı güzel sunmak... İhtiyaç gidermek ve gideriken de mutlu etmek. İşin sırrı buydu aslında...

    YanıtlaSil
  2. Her cocuk Alpay gibi cabuk fark etmeyebilir olmasi gerekeni.. o yuzden ebeveynler cocugun bilincini acik tutacak onlemleri de almali ki, fark edisleri, ogrenmeleri, iyiyi standart almalari kolaylassin...

    YanıtlaSil
  3. Hayat sadece keyif almak için olamaz

    YanıtlaSil
  4. Kaleminize sağlık..
    Hayat; insanın problem yaşadığı konuda deneyim transferi yapabilmesi ve çözüm üretebilmesi için sürekli yanı başına o konuda iyi olan birini bırakır.. Alpay’da hayatın bu işaretini almış ve çekinmeden bu konuda destek isteyebilmiş..

    Peki hayat bizler deneyim transferi yapabilelim diye kimleri baş ucumuzu bırakmış olabilir..

    YanıtlaSil
  5. Emeğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Farkındalık açısından.

    YanıtlaSil
  6. Emeğin keyifli hale gelmesi ne güzel bir şey... O ilk zorlanmaları yaşadıktan sonra tadılabiliyor ancak...

    YanıtlaSil
  7. iyi davranış sergileyen birini taktir etmek ve örnek almak adına hatırlatıcı ve faydalı bir paylaşım olmuş teşekürler.

    YanıtlaSil
  8. İnsan emek verdiği şeyi sever ve ona bağlanır.

    YanıtlaSil
  9. İnsan böyle durumlarda benim yaptıklarım hiç görünmüyor zaten diye düşünebiliyor ama dışarısının tepkisini doğru analiz edip kendine dönüp baktığında aslında aynalama oluyor ve kendi yapıp ettiğini veya yapmadıklarını fark edebiliyor elinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  10. 🥰 ne sevimli bir yazı olmuş ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  11. Emektir insanı başarıya taşıyan

    YanıtlaSil
  12. İnsan emek verdiğinde ne kadar mutlu hissediyor 🙃

    YanıtlaSil
  13. Emek, sadece başkaları için değil, insanın kendisi için de çok değerlidir.

    YanıtlaSil
  14. Ne kadar ince bir detay... bana da teşekkür ettiler ama gözlerinin içi gülmüyordu. Kendileri eğlendiği için teşekkür ettiler :)

    YanıtlaSil
  15. Doğru ihtiyacı tespit edip doğru miktarda karşılamak hakikaten ihtiyaç karşılayanı hem de ihtiyacı karşılananı iyi hissettiriyor 😊

    YanıtlaSil
  16. Fayda ve keyif bisikletin pedalı gibi , kayığın kürekleri gibi …
    Biri olmadan olur mu ?

    YanıtlaSil
  17. Sevgi emektir :)

    YanıtlaSil
  18. Bu hayat sadece bedel ve karşılığı üstüne kurulu...

    YanıtlaSil
  19. Başlarda becerememek de sürecin kıymetli bir parçası, olmazsa olmazı 😊

    YanıtlaSil
  20. Emek verilince işler ne de güzel değişiyor

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KİM KİMDİR?

SAKINDIRMA MARİFETİ

BİRLEŞEN