BİR BARDAK ÇAY VE BİR FİNCAN KAHVE

Elif ve Kerem’in evliliği, herkesin hayalini kurduğu türdendi. Dışarıdan bakıldığında ilişkileri monoton ve heyecansız gibi görünüyorlardı. Ama onlar dış dünyada eğlenen sürekli aksiyon peşinde koşan çiftlerden daha çok huzurlu oldukları fark ediliyordu.

Çevrelerinde yaşayan çiftlerde tartışmalar, kırgınlıkların yaşandığı olurdu. Onlar evleneli on yıl olmuştu. Hala birbirlerine ilk günkü gibi hassas davranıyorlardı. Yıllar sanki ilişkilerini  daha da güçlendiriyordu. 

Bir akşam, yakın arkadaşları olan Ayşe ve Murat, onlara konuk oldu. Elif ve Kerem'in birbirine bakarken gözlerinin içindeki ışıltı fark ediliyordu. Keyifli bir sohbetin ardından Murat dayanamadı ve sordu;

“Siz nasıl bu kadar mutlusunuz? Yani sırf merakımdan soruyorum. On yıldır evlisiniz ama sanki daha yeni evli gibisiniz.”

Kerem gülümsedi, Elif’le göz göze geldiler. Elif hafifçe başını salladı ve cevap verdi;

“Bunu en iyi sabah kahvaltılarımız anlatır.”

Ayşe;

“Kahvaltı mı?” Şaşırmıştı böyle bir cevap beklemiyordu. İlişkinin sırrı nasıl kahvaltıda olur ki? 


Kerem anlatmaya başladı;

“Her sabah Elif bana çay hazırlar, ben de ona kahve yaparım.”

Murat;

“Eee? Ne var bunda?”

Elif bu kez söze girdi;

“Ben aslında kahveyi çok severim, çay ile pek aram yoktur. Kerem ise benim aksime çay içmekten hoşlanır. O yüzden ben onun sevdiği gibi demli bir çay yaparım, o da bana az sütlü kahve.”

Ayşe ve Murat birbirlerine baktılar. Böyle bir yöntem beklememişlerdi. Ayşe şaşkınlıkla sordu;

“Peki, neden kendiniz için değil de birbiriniz için sevdiğiniz içeceği hazırlıyorsunuz?”

Elif gülümseyerek basit ama etkili bir cevap verdi;

“İşte mutlu evliliğin sırrı burada o kadar da zor değil. Birbirimizi düşünüyoruz. Sadece kendi isteklerimizi değil, karşıdakinin de isteklerini önemsiyoruz. Ama en önemlisi, bunu yaparken kendimizden de tamamen ödün vermiyoruz, tatlılıkla yapıyoruz.”

Kerem devam etti:

“Evlilikte fedakârlık önemlidir ama tek taraflı olmamalıdır. Karşılılık beslediğimizde o ilişki yeşeriyor ve tazeliğini koruyor. Buradaki dengeyi kaçırmıyoruz, bir gün çayı ben içerim, kahveyi Elif. Ertesi gün yer değiştiririz. Böylece sadece bir tarafın sürekli fedakârlık yaptığı bir ilişkiye dönüşmez.”

Murat:

“Sanırım anladım, aslında mesele çay veya kahve yapmak değil.  Birbirinize verdiğinizi önemi her gün küçük şeylerle gösteriyorsunuz.”


Ayşe de heyecanla ekledi;

“ Fedakârlık var ama tek taraflı değil, karşılıklı pas atar gibi

Elif ve Kerem birbirlerine bakarak  aynı anda başlarını sallayarak onayladılar.

O gece Murat ve Ayşe eve döndüklerinde, sabah kahvaltısında ne yapacaklarına karar vermişlerdi.

Murat, Ayşe’ye kahve yapacak, Ayşe ise Murat’a çay…

Ve o günden sonra, şuan farkında olmasalarda ilişkilerinde küçük ama etkili bir değişikliğe karar vermişlerdi.

&

Deneyimsel Tasarım Öğretisi insanın mutlu, başarılı olması ve doyumlu ilişkiler yaşaması için tutarlı, faydalı, uygulanabilir ve anlaşılır bilgiler sunar.

&

“Bu senin yaşamın… Ama, beni de ilgilendiriyor!”

 Evet, senin yaşamın beni de ilgilendiriyor. Çünkü; aynı zamanda, aynı seyirci karşısında, aynı sahneyi paylaşıyoruz. 

Bu senin yaşamın ama beni de ilgilendiriyor dostum… 

YAHYA HAMURCU


&


https://youtu.be/VFmLZvpLi2Q?si=yXNsGo4dPBW23vY9





Yorumlar

  1. Sıradan görünen bir lezzet:)

    YanıtlaSil
  2. Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı varmış :)

    YanıtlaSil
  3. İnsanın en büyük problemlerinden biri azı küçümsemek…
    Yazınızda küçük detayların insanın hayatındaki bütünü etkilediği çok güzel özetlenmiş… kaleminize saglik 🌺

    YanıtlaSil
  4. Ellerinize sağlık 🌸

    YanıtlaSil
  5. Mutluluğun formülü; ihtiyaç gider ki ihtiyacın giderilsin. Küçük ama büyük detay. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. İlişkiyi besleyen ne güzel bir yöntem sunmussunuz, sevgiler

    YanıtlaSil
  7. Kaleminize sağlık,

    Ne güzel bir konuya değinmişsiniz.. insan genelde hep kendi çıkarından yana olur.. oysaki insan birini düşündükçe onun ihtiyacına kanalize oldukça onunda ihtiyacı gideriliyor..

    🌺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan olarak bir üst seviyeye çıkmamız kendi istek ve ihtiyaçlarımızın ötesinde problemlere yoğunlaşma becerisi ile oluyor; hayat buna eş-çocuk, anne-baba, patron vb. ile mecbur bırakıyor zaten bir miktar ama daha da üst seviyeye çıkanlar, zorunlu olmadıkları ilişki kalıplarında ihtiyaç gidermeye çalışanlar... daha da üstü, karşı tarafın bile tam fark etmediği ihtiyaçlarını görüp çözüm aramaya girişmek.. Nur üstüne nur:))

      Sil
    2. Zihninize sağlık..

      İnsanın karşı tarafı düşünmesinin de levelleri var diyebiliriz o zaman.. o zaman ihtiyaç giderebilme hassasiyetine göre de insanın kendi iletişim ve ilişkileri de daha kaliteleşmeye başlıyor.. Zihnimde çok güzel pencereler açtınız teşekkür ederim..:)

      Sil
  8. Sadece benim isteklerimin olması ilişkiyi sürdürülebilir yapar, zannı...
    Oysa işler önce karşı taraftaki ihtiyacı gidermek ile başlıyor...

    Teşekkürler, emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
  9. Yeni bir alışkanlık kazanacakları için önce Kerem ve Elifi olduğu gibi taklit edecek olmaları normal ve tatlı ama zaman ilerledikçe onlar da kendilerine has "çay-kahve" dengesi bulacaklardır. Mesela bir sene doğa içinde bir tatil, bungalov-çadır neyse, gayet mütevazi salaş, bir sene hoş bir butik otelde her şey dahil:))

    YanıtlaSil
  10. Daha yüksek bir hayır için elimizdekini feda ettigimizde fedakârlık yapmış oluyoruz, iyi bir ilişki buna değmez mi?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAKINDIRMA MARİFETİ

KİM KİMDİR?

BİRİ OLMALI İNSANIN HAYATINDA